Ana içeriğe atla

Gülistan Doku, Hürmüz Diril Nerede?


17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Mücadele Haftası dolayısıyla yazılı açıklama yapan ICAD, ” Gülistan Doku, Hürmüz Diril nerede? ” diye sordu

Açıklama şu şekilde 

Binlerce gözaltında kayıbın sorumlusu olan Türk devletinde insanlar kaybedilmeye devam ediliyor.

5 Ocak’tan beri kendisinden bir daha haber alınamayan Dersim Munzur Üniversitesi 2. sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Gülistan Doku’nun ailesi, arkadaşları ve kadın örgütleri Türk devletine her gün Gülüstan Doku’nun nerede olduğunu sormaktalar. Ancak Türk devleti 3 maymunu oynamaya devam etmekte ve Gülistan Doku’nun akıbeti hakkında bir açıklama yapmamaktadır.

İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril’in Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Kovankaya köyünde yaşayan ebeveynleri 71 yaşındaki Hurmüz Diril ve 65 yaşındaki Şimuni Diril’den 11 Ocak’tan sonra haber alınamamıştı. 20 Mart günü Diril çiftinden Şimuni Diril’in cansız bedeni, kendi köylerine yakın küçük bir derede bulunmuştu. Ancak Hurmüz Diril ise halen kayıp. Türk devleti ise birşey olmamış gibi davranmaya devam etmektedir

Gülistan Doku’nun ve Hürmüz Diril’in akıbetinden Türk devleti sorumludur

Gülistan Doku’nun ve Hürmüz Diril’in 4 ayı aşkındır kayıp olmalarından, Şimuni Diril’in öldürülüp bir dereye atılmasında Türk devleti sorumludur. Bütün bunlar Türk devletinin gözaltında kayıplar politikasına geri mi döndüğü sorusunu akla getirmektedir. Zira 2016’dan beri ülkeyi KHK’lerle yöneten, hukukun, insan haklarının ayaklar altında alındığı Türkiye’de son yıllarda kayıp haberleri tekrar yoğunlaşmaya başladı.

ICAD olarak Türk devletine soruyoruz:

·      Gülistan Doku, Hürmüz Diril nerede?

·      Akıbeti açıklanmamış binlerce gözaltında kayıp nerede?

Susarak, gözaltında kayıpların akıbetini gizleyerek, hesap vermekten kurtulamayacaksınız?

 

Cumartesi Annelerinin mücadelesi 25 yıldır sürüyor

21 Mart 1995’de İstanbul’da polis tarafından gözaltına alınan komünist Hasan Ocak’ın işkencede katledildikten sonra kimsesizler mezarlığına gömüldüğü, ailesinin ve yoldaşlarının ısrarlı aramaları sonucu 17 Mayıs’ta kimsesizler mezarlığında bulunması mücadelesi, Türkiye’de gözaltında kayıplara karşı yürütülen örgütlü mücadelenin de başlangıcı olmuştur. Gözaltında kayıplara karşı sürdürülen mücadelenin sembolü ve onuru olan Hasan Ocak’ın cansız bedeninin kimsesizler mezarlığından alınarak 19 Mayıs’ta İstanbul Gazi’de binlerce kişiyle uğurlanmasının ardından, kampanya yürütücüleri tüm kayıplar için mücadeleyi sürdürmeye karar verdi.

Eylemlerine 27 Mayıs 1995’de Galatasaray meydanında başlayan Cumartesi Annelerinin Galatasaray meydanına çıkmaları 25 Ağustos 2018 tarihinden beri faşist Türk devleti tarafından engellenmektedir. Cumartesi Anneleri eylemlerini her hafta İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde polis kuşatması ve saldırırı altında sürdürdüler. Covid-19 salgını nedeniyle eylemlerini geçici olarak sosyal medya üzerinden sürdürmekte olan Cumartesi Anneleri, tekrardan gözaltında kayıpların sembol medyanı olan Galatasaray meydanına taşımakta kararlılar.

Binlerce gözaltında kayıbın akıbetinin açıklanmasını isteyen Cumartesi Anneleri, 16 Mayıs’ta 790. Hafta eylemini gerçekleştirdi.

Cumartesi Annelerinin 25 yıldır süren mücadelesini, Amed’den Batman’a kadar Kürdistan’da kayıp yakınlarının mücadelesini selamlıyor ve Türk devletinin Cumartesi Annelerine getirdiği Galatasaray yasağını bir kez daha kınıyoruz.

17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası dolayısıyla duyarlı tüm kişi ve kuruluşları gözaltında kayıpları sahiplenmeye ve sorumlulardan hesap sormaya çağırıyoruz.

Gözaltında kayıpların akıbetleri açıklansın, sorumluları yargılansın!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  (SES) Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (AKSARAY ŞUBE) tarafindan  Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanan,  sağlık çalışanlarına yapılan şiddet kınandı. İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesinde;  sağlıkçılar şiddete karşı yürüdüler.   Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanan,  sağlık çalışanlarına yapılan şiddet kınandı.
  Hüda Kaya’nın 27 Ekim TBMM Genel Kurulda Yaptığı Konuşma “Referanslarını Saraylardan Alanlar Bizlere Din Öğretemezler. Konuşmacı: HÜDA KAYA Seçim Çevresi: İSTANBUL Tutanak Metni:     HÜDA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.     Değerli arkadaşlar konumuz tarımla ilgili ama gündem o kadar sıcak ki... Ve bir AKP klasiğiyle daha karşı karşıyayız. Dolar, altın pik yapmış, piyasalar dibe vurmuş, saraylarda ejder meyveleri yenirken evine ekmek götüremeyenlere keyif çayı atılan bir gündemde, gündemi saptırma noktasında çok başarılı bir AKP klasiğiyle daha karşı karşıyayız.     Savaş politikaları, nefret politikaları, saldırılar... AKP iktidarında her gün yeni bir hedef ortaya konuyor. Yeter ki içerideki çökmüşlük, çürümüşlük, batmışlık, iflaslık durumları halkın gündeminden saptırılsın. Şimdi de bir Fransa, bir Macron ve bir de inançların saygınlığına sahip çıkmak, İslama sahip çıkmak iddiasıyla gündemler doldur...
  “BU İNAT NİYE?” ADANA- CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, pandemiyle mücadele kapsamında daha önce de gündeme getirdikleri ‘kapalı köy okullarının açılması’ önerisini yeniden gündeme taşıyarak “Bir Cumhuriyet projesi olan köy okullarının açılmamasındaki ısrarın nedenini anlayamıyoruz. Bu inat niye?” diye sordu. Sümer, yaptığı yazılı açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı’nın aylardır üzerinde çalışmasına karşın eğitim sistemini pandemi koşullarına hazır edemediğini belirtti. Ana sınıfı ve ilkokul 1. sınıflara haftada iki gün okulda, 3 gün evde online; ilkokul 2.3.4. sınıflar ile ortaokul ve liselerde EBA üzerinden online uzaktan eğitim verilmeye başlandığını hatırlatan Sümer, “EBA sistemi milyonlarca öğrenciyi ve öğretmeni kaldıramadı ve çöktü. Çökmese bile ciddi sayıda öğrencide bilgisayar ve internet halen yok” dedi. “EBA SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL” Sümer, yeterli altyapı çalışması yapılmadığı için EBA sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirterek “Örneğin bir evde 2 öğrenci var. Bu ev...