Korona Salgını ve Tekstil İş Kolu Raporu-3
FABRİKALAR SALGININ ÜSSÜ HALİNE DÖNMÜŞ DURUMDA!
11 Mart itibari
ile ülke genelinde pandemi ilan edilmesiyle birlikte koronavirüs hızla
yayılmaya devam ediyor. Ölümler her geçen gün artıyor. AKP iktidarı salgının
ilk zamanlarından bu yana toplum sağlığına dönük adımlar atmadı. Tüm toplumu
kendi kaderlerine terk ederek, yaşamlarını idame ettirmeleri istendi. Ama
sermayedarlara devletin hazinesini ve işçi emekçilerin parası olan işsizlik
fonunu açarak tüm ihtiyaçları karşılandı. İşçi ve emekçiler açlığa, yoksulluğa,
sefalete terk edildi. Salgının hızla yayılması ile birlikte fabrikalarda ve
işletmelerde göstermelik önlemler alındı. İşçiler kısa çalışma ödeneği,
ücretsiz izin, telafi çalışma vb. saldırılarla karşı karşıya kaldı. İşsizlik
sopasıyla sindirilmeye çalışıldı. Pandemiyi fırsata çeviren sermaye iktidarı
çıkarılan yasaları kalıcı hale getirmek için adımları hızlandırdı.
Ülkede ekonomik
ve siyasal krizin giderek derinleştiği bir süreç yaşanıyor. Bu sürece
koronavirüsün ortaya çıkarttığı ekonomik kriz de eklenince AKP iktidarı Haziran
ayı ile birlikte "Normalleşiyoruz” diyerek derinleşen ekonomik krizin
önüne geçmeye çalışıyor. AVM'ler açıldı. Toplu taşımada yolcu kısıtlaması
gevşetildi. Fabrikalara giden servislerin yolcu kısıtlaması vb. kaldırıldı.
Fabrikalarda göstermelik olarak alınan önlemler dahi normalleşme süreci ile
birlikte alınmamaya başlandı.
Tekstil işkolu bant usulü üretimin yaygın olduğu,
beraberinde işlerin elden ele gezdiği, makinelerin art arda ya da yan yana
çalıştığı, özetle bulaş riskinin yüksek olduğu bir işkolu. Normalleşme süreci ile birlikte
fabrikalar salgının üssü haline geldi. Fabrikalarda basit ateş ölçümü, maske
dağıtımı ve dezenfektan kullanımı dışında yeterli önlemlerin alınmaması
-havalandırma, fiziki mesafe, düzenli test, çalışma süresinin kısaltılması,
sağlıklı beslenme-dinlenme ve bilim insanlarının açıklamasına göre alınabilecek
diğer önlemler- ve ortadan kaldırılmasıyla birlikte işçiler hayatlarını
kaybetmeye başladı. İSİG Meclisi’nin raporuna göre toplam 258 işçi korona
virüsten kaynaklı hayatını kaybetti. Bu rakama sağlık çalışanları da eklenince
daha vahim bir tablo açığa çıktı. Fabrikalarda salgının hızlıca yayılması ile
birlikte patronlar üretime ara vermek yerine çarkların dönmesi için devletten
aldıkları destek ile kölece çalışma koşullarını işçilere dayattı. Dardanel’de
“kapalı devre çalışması” adı altında işçiler fabrikaya kitlendi. Vestel’de 8
işçinin hayatını kaybetmesine ve yaklaşık bin işçinin pozitif olmasına rağmen
üretim devam etti. THY işçisine ücretlerinde %50 ve %30 arasında indirime
gidilmesi istendi. Bu süreçte işçi ve emekçilere dönük saldırılara hız
verilirken, kısa çalışma ödeneğinin süresi uzatıldı. Yarı zamanlı çalışma,
evden çalışma gibi esnek çalışma modelleri yaygınlaştı. Sermayedarlar ücretsiz
izin yasası ile mükâfatlandırıldı.
İşçilerden fedakârlık
bekleyen iktidar, pandemide patronları zengin etmek için canla başla çalıştı.
Öyleki bu dönemde milyoner sayısı arttı. İşçi-emekçilerin gelen zamlar,
çıkarılan yasalarla ise ücretleri her geçen gün eridi.
AKP iktidarı
gelinen noktada salgının hızla artmasının sebebi olarak yine toplumu suçluyor.
Onca eziyeti işçi-emekçiler çekmemiş gibi AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayip
Erdoğan açıklamasında “ Ne yazık ki uyarımıza halkımız ciddi manada dikkat
etmedi. Mecburen şimdi tekrar işi sıkmak zorundayız” diyebiliyor. Ama biz
“Devlet olarak gerekli önlemleri almadık. Patronların karları için üretime ara
vermedik. Salgının hızlıca yayılacak yerler olan AVM'leri açtık. Fabrikalarda
ve işletmelerde yeterli önlemlerin alınmasını sağlamadık.” diyemiyorlar.
Salgının ilk
günden itibaren AKP iktidarı ve sermayedarlar salgını fırsata çevirdi. İşçi ve
emekçiler “Yaşamak mı?”, “ fabrikalarda ölmek mi?” ikileminde kalarak
yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Tablo bizler sessiz kaldıkça ağırlaşacak.
Saldırılara karşı örgütlü bir karşı duruş bizlerin ellerinde.
Devrimci Tekstil
İşçileri Sendikası olarak pandemi süreciyle hazırlıklarına başladığımız ve ilk
ikisini Nisan ve Mayıs aylarında yayınladığımız "Pandemi ve Tekstil
İşkolu" raporunun Mayıs ayı sonrasını kapsayan 3. Dosyasını yayınlıyoruz.
MERSİN
Örgütlenme
çalışması yaptığımız bölgede bir süre öncesine kadar Antep’teki fabrikalar
korana üssü olarak gündeme gelmişti. Ancak son zamanlarda Mersin Serbest
Bölge’den çok fazla şikâyet almaktayız. Temmuz ayının başında “Mersin Serbest
Bölge’de Covid 19 önlemleri istiyoruz” konulu bir basın toplantısı yapmıştık.
Bu toplantı öncesinde sendikamıza işçilerin yaptığı başvurulardan yola çıkarak
tekstil işçilerini neyin beklediğini öngörmüş,
Mersin Serbest Bölge salgının yayılımı konusunda Antep sanayisi gibi
olmasın demiştik. O süreçte tablo bu kadar vahim değildi ancak bir işaretti.
Sonraki günlerde
Mersin Serbest Bölge’de arka arkaya covid vakaları ortaya çıkmaya başladı.
MESBAŞ’a kayıtlı olan 85 tekstil fabrikası bulunmaktadır. Sendika üyelerimiz
korona vakasının olmadığı firma neredeyse yok demektedir.
Sendikamız bu
nedenle üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyor, tespit ettiğimiz
yerlerdeki vakalara dikkat çekmeye, önlem almaya çağırıyoruz. Yaptığımız
çağrılar sonucunda kimi yerlerde denetimler yapılıp, karantina kapsamında
üretime ara verildiğini görüyoruz. Sendikamıza yapılan başvurulardan da yola
çıkarak serbest bölgedeki durumu madde madde şöyle belirtebiliriz:
1- Kapsamalı bir tedbir ve karantina
önlemleri alınmadığı, firmalara caydırıcı cezalar verilmediği için vakalar
devam etmektedir.
2- Covid 19 testleri pozitif çıkan işçiler
ilk başta rahatsızlıklarını dile getirdiğinde “psikolojiktir” diye
geçiştirilmektedirler. Semptom gösterip test sonucu belli olmadan işe baskıyla
çağrılan işçiler vardır.
3- Başından beri Covid 19’a yakalanan
işçilerin diğerlerinden gizli tutulduğunu ısrarla söylüyoruz. Bu devam
etmektedir. Sadece resmi kurumlar vakalar hakkında bilgilendirilmekte, bunu da
"bakın gizli tutmuyoruz" diye açıklamaktadırlar. Ancak asıl olarak
vakalar işçilerden gizli tutulabilmektedir. Burada amaçlanan bu vakalarla temas
etme riski taşıyan işçileri en aza indirmektir. İşçiler gelmeyenleri
hesaplayarak kimlerin koronaya yakalandığını tahmin etmektedirler. Tekstil iş
kolunun çalışma koşullarından kaynaklı kimi işçiler, örneğin şefler, ayakçılar,
yemekhanede çalışanlar gibi daha çok işçiyle yüz yüzedirler. Bu işçiler
koronaya yakalanıyorlar, ancak onlarla temaslı olanlar sınırlı
gösterilmektedir. Ayrıca servislerden kaynaklı temaslı olabilecekler açığa
çıkabilecekken “kendi imkânlarıyla işe gelmektedir” diye tutanaklar
tutulmaktadır.
4- Yapılan ateş ölçümleri vakaları tespit
emekte yetersizdir. Herkese aynı derece ateş ölçümleri çıkmaktadır. Aynı şey
firmalara konulan dezenfektan malzemeleri içinde geçerlidir. Kimi yerlerde bu
dezenfektan malzemelerinin sulandırıldığı, böylece hijyen etkisini kaybettiği
söylenmektedir.
5- Serbest bölgede firmaların fiziksel
şartları sosyal mesafe için yetersizdir. Uyarılarımız sonucu kimi firmalarda
molalara dönüşümlü çıkılmakta, iş çıkışlarında da kimi önlemler alınmaktadır.
Ancak bu yetersizdir. Örneğin molalarda dönüşümlü çıkılsa bile gerek yemekhane
gerekse diğer dinlenme alanları çok küçük olan firmalar var. Molalarda işçiler
birbirlerine çok yakın olmaktadır. Fiziksel şartları da sosyal mesafeye uygun
hale getirmek gerekmektedir. Aynı birikme servise binme aşamasında da
geçerlidir.
6- Yapılan denetimler sonrasında ilgili
devlet kurumlarına ve sendikamıza da iletilen raporların olduğu dosyalarda
alındığı söylenen önlemler, sadece kağıt üzerinde ve o güne özgü önlemler
olarak kalmaktadır. Yaz sıcaklarında işçilerin tek bir maskeyle yetinmesi
mümkün değildir. Bu sorunu gündeme getirdiğimizde "isteyen işçiye
veriyoruz" gibi çok genel cümleler sarf edilmektedir. İşçiler kendi
ürettiği maskeye erişebilme imkanına sahip olmalıdır. Belli yerlere dezenfektan
malzemeleri konulduğu gibi maskelerde belli yerlere çok sayıda konulmalıdır.
7- Bir diğer önemli husus ise üretimin
yapısından kaynaklı makineden makineye aktarılan her ürüne işçilerin eli
değmektedir. Bu da önemli bir risk kaynağıdır. Yine yeterli bir havalandırma
şartları olmadığı için tekstil tozuna virüsün tutunabilmesi mümkündür. Ayrıca
hijyen için kullanılan su şehir şebeke suyu değil, yazın kokusu artan tuzlu
kuyu suyudur.
8- Serbest bölgede işçi aileleri
çalışmaktadır. Aynı aileden kardeşler, eşler, anne-baba ve çocukları farklı
farklı firmalarda çalışır durumdadır. Alınmayan önlemler, zamanında yapılmayan
müdahaleler salgının tüm firmalarda yayılımını hızlandırmaktadır. Ve elbette çalışma hayatı dışındaki olağan
yaşamda temas ettikleri diğer insanlara.
9- Koronavirüs nedeniyle işçi ölümlerinin
yaşandığı Mersin Serbest Bölge'de işçilerin artık çalışma esnasında fenalaşmaya
başlamış olması daha kapsamlı önlemleri zorunlu kılmaktadır. Hatta davullu
zurnalı toplu bir araya gelişler olmakta, asker uğurlamaları yapılabilmektedir.
10- Tüm bu ihlalleri yapanların cesareti
caydırıcı cezaların olmamasından kaynaklıdır. Mersin Serbest Bölge’de
olağanlaştırılmış bir salgın politikası izlenmektedir. Uyarılarımız sonucunda
ve aşağıda isimleri de bulunan bazı firmalar çeşitli zamanlarda denetimler
olmuş, karantina kapsamında üretime ara vermiş olsa da parça parça olduğu için
yetersiz kalmaktadır. Salgını yayacak uygulamalara son vermelidir. Bölge
genelinde ilk etapta 15 gün süreyle karantina tedbirleri alınmalıdır. Devamında
işçilere test yaptırılmalı ve işe girişlerde HES kontrolü yapılmalıdır.
Karantina kapsamına giren işçiler doğrudan izinli sayılmalıdır.
Bu çerçevede
Eylül ve Ağustos ayı içinde sendikamıza covid 19 önlemlerinin yetersizliğinden
ötürü başvuru yapılan firmaların isimleri şöyledir:
Eta Tekstil, Raysi
Konfeksiyon, Starline Konfeksiyon, DH Tekstil, Valor Tekstil, Kaan 23 Tekstil,
Süperstar Konfeksiyon, CLT Tekstil, İçel Tekstil, Mirna Konfeksiyon, Doteks,
Trend Konfeksiyon, MI Tekstil, Safir Tekstil, Megastar Konfeksiyon, Adolteks
Tekstil, Lale Tekstil, Palmiye Tekstil, Melin Konfeksiyon, Creasyon Tekstil,
Ecem Tekstil, ADK Tekstil, ÖSA Güney Tekstil, Durak Tekstil.
*
GİRİŞİMLERİMİZ SONUCU KARANTİNA KAPSAMINDA
ÜRETİME ARA VEREN FİRMALAR
Sendikamıza en
çok başvuru yapılan ve şikayet konusu olan ve isimlerini belirtiğimiz bu
firmalar girişimlerimiz sonucu çeşitli tarihler arasında karantina kapsamında
üretimine ara vermiştir. Örneğin Trend
Konfeksiyon ile ilgili bir buçuk ay içinde sendikamıza 10 ayrı başvuru
gelmiş, sürekli artan vakalara önlem alınması talep edilmiştir. Ancak belirtmek
isteriz ki önceden iki hafta olan karantina süresinin 10 güne düşürülmesi ve
işçilerin test yaptırmadan iş başı yapabileceğine yönelik çıkan son karar
salgının bulaşım riskini arttırmaktadır. Covid vakalarının bile denetlenemediğinden
yakınılırken böyle bir karar alınması toplum sağlığı için büyük bir
risktir.
Tarsus Tekstil: (Tarsus Organize Sanayi Bölgesi) 23 Eylül
Trend Konfeksiyon: 18 Eylül
Raysi Konfeksiyon: 17 Eylül
Adolteks Tekstil: 11 Eylül
DH Tekstil: 7 Eylül
Palmiye Tekstil: 2 Eylül
Lale Konfeksiyon: 26 Ağustos, birkaç gün sonrada Emirhan
Kezer Covid 19 nedeniyle hayatını kaybetti.
Starline Konfeksiyon: 1 Ağustos
Durak Tekstil: 17 Temmuz
Megastar: 14 Temmuz
Öz Hayat Tekstil: 30 Haziran. Bu firmada daha sonra Ahmet
Güven adlı işçi Covid 19 nedeniyle hayatını kaybetmişti.
*
PATRONLARIN TUTUMU
Biz artan
salgının ve alınmayan önlemlerin işçilerin hayatını tehlikeye atmaması için
mücadele ederken patronlar ise bu çalışmalarımıza tahammülsüzlük
göstermektedir.
Valor Tekstil’den sendikamıza başvuru yapılası sonrası
biz yaşananları sosyal medya hesabımızdan kamuoyuna duyurduktan sonra bu
firmanın sahibi sendika temsilciliğimizi “vatan hainliği” ile suçlamış, “ezan
susmayacak, bayrak inmeyecek” diyerek
provokasyon yaratmaya, hedef göstermeye çalışmıştır. Ancak bu çok “vatansever”
ve pek “dindar” patron üç kuruş vergi ödememek için işçinin bordrosundaki
ücreti bile eksik göstermekte, işçilere bordro vermemektedir. 7 yıldır mahkeme
kararı olmasına rağmen Osman G. isimli işçi bu firmadan hala daha tazminatını
alamamıştır. Bir yıldır alacaklı olan ve şu süreçte çalışmaya devam eden
işçilere ise alacaklarının yeni ödeneceği söylenmektedir. En çok şikayet gelen
firmalardan biridir.
Yine en çok
başvuru yapılan firmalardan biri olan Lale
Tekstil’de ise Covid 19 nedeniyle Emirhan Kezer adlı işçi hayatını
kaybetmeden bir iki günce, karantinada olması gereken işçilerin işe çağrılıp
çalıştırıldıkları öğrenilmişti. Daha sonra işe çağrılıp çalışan işçilerde
testleri pozitif çıktığı için hastanede tedavi gördüler. Ayrıca genç yaşta
hayatını kaybeden Emirhan Kezer’in epilepsi hastası olması, riskli grupta
bulunan işçilere ücretli izin verilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya
çıkarmıştır. Yine firmanın üretime ara verdiği günlerde planlama ve kumaş
deposu açık tutulmuş, çalışanlar olmuş, iş verdikleri firmalardan da işçiler
girip çıkmıştır.
İşte bu firmada
vakalar artmaya başladığı Ağustos ayında, sendika temsilciliğimiz bu vakaları
gündeme getirip önlem alma çağrısı yaptığında, firma yönetimi Ankara’dan bir
avukata sendika temsilciliğimizi aratarak firma isminin bu şekilde geçmesinden
rahatsız olduklarını, gerekirse hakkımızda dava açılacağını ilettirmiştir. Bizi
mahkemeyle tehdit ettikten 10 gün sonra da Emirhan Kezer’i kaybettik.
Melin Konfeksiyon’dan sendikamıza yapılan başvuru sonrası
gelen bilgiler kamuoyu ile paylaşılmıştı. İl Hıfzıssıhha kararıyla
sağlıkçıların gelip iki kez denetim yaptığı bu firmadan sendika temsilcimize
küfür, tehdit içeren telefonlar açılmıştır. Firma sahibi ile tehdit ve hakaret
eden hakkında şikayetçi olunmuştur.
Son olarak işçi
sağlığının korunmasına yönelik hazırladığımız dosyalar nedeniyle çeşitli
firmalara yapılan denetimler sonrasında İl Sağlık Müdürlüğü, MESBAŞ gibi
kurumlara patronlar tarafından çeşitli savunmalar yapılmaktadır. Sendikamızın
gösterdiği anlamlı çabayı gölgelemek ve etkisini yitirmesi çirkin ithamlarda
bulunulmaktadır. Mersin Serbest Bölge’de üyemizin olmadığı, istihdama zarar
vermek için böyle yalan haberler yaptığımızı, başka maksatlar peşinde
olduğumuzu iddia eden provokatif savunma metinleri hazırlanmaktadır.
Ayrıca Mersin
Serbest Bölge’de DH Tekstil’de bu
salgın günlerinde işçilere Ağustos ayının maaşının verilmediğini, gerekçe
olarak ise Eylül ayında firmanın 21 gün karantina nedeniyle kapalı olması
gösterildiğini de ayrı bir sorundur.
ZEHİRLENME VAKASI:
Mersin Serbest
Bölge’de 21 Eylül sabah saatlerinde amonyak borusunun patlamasından dolayı
çıkan gaz sızıntısı nedeniyle işçiler zehirlendi. İlk başta bu durum firma
yetkilileri tarafından ciddiye alınmadı, işçiler çalıştırıldı. Ancak işçilerin
durumu gittikçe kötüleşti. Birçok işçi kendini dışarı atarak zehirlenmenin
etkisiyle kustu. Onlarca işçi ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Sızıntı ilk
hissedildiğinde üretime ara verilseydi bunların hiç biri olmazdı. Büyük bir
felaketten dönüldü. Çok daha kötü olabilirdi.
Zehirlenmenin
olduğu firmalar İçel Efor Tekstil, Aras
Tekstil ve YD Tekstil. YD
Tekstil dışındaki diğer iki firmada işçiler eve gönderildi. Ancak YD Tekstil’de
çalışılmaya devam edilmiş, işçilere izin verilmemiştir. Gidenlerden 6 günlük
ücret kesileceği yönünde baskı yapılmıştır.
İçel Efor Tekstil’de ise işçiler şimdi zehirlenmeden sonra
çalışmadıkları sürelerin parasını kesmekle tehdit edilmektedir.
*
MERSİN SERBEST BÖLGE DIŞINDAKİ
FABRİKALARDAN GELEN BAŞVURULAR
Yalın Hazır Giyim, Tarsus
Tekstil, Avşar Tekstil’den
sendikamıza başvuru yapılmıştır. Yalın Hazır Giyim’de korona vakaları ve önlem
alınmaması dışında işçiler 2,5 aydır maaşlarını alamadıklarını, Avşar
Tekstil’de ise Ağustos ayının maaşlarını alamadıklarını, kumaş yok denilerek
ücretsiz izne gönderildiklerini söylemektedirler.
*
ADANA
Kent olarak
salgının yayılımı fazla olsa da bu fabrikalarda işçiler için yeni normalin bir
parçası gibi algılanmaktadır. Sendikamıza Eylül ve Ağustos ayında iletilen
şikayetler şöyledir:
BOSSA: İplik bölümünde çalışan işçiler covid vakalarının arttığını, buna
rağmen sürekli mesai yapmaya zorlandıklarını söylemektedirler. Haftanın altı
günü bir saatlik molalarla birlikte işçiler 12 saat fabrikada olduklarını,
yoğun çalışma saatleri nedeniyle bedenen çok güçsüz düştüklerini, bazı
bölümlerde ise 16 saat çalışma olduğunu, mesaiye kalmayandan savunma
istendiğini söylemektedirler. İşçilerin bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol
açan, dolayısıyla korona virüse karşı işçileri savunmasız düşüren işte bu uzun
ve ağır çalışma koşullarıdır.
OĞUZ TEKSTİL: 5 işçinin korona olduğunu duyduklarını
fakat gerçekten kaç işçinin koronaya yakalandığını bilmediklerini, vakaların
saklandığı, sürekli birbirleriyle temas koşullarının olmasından ötürü her an
virüse yakalanma endişesi taşıdıklarını, temaslı işçilerin karantinaya
gönderilmediği söylenmektedir. Kimi zaman ayakta yolcu alan servisler vardır.
Sosyal mesafe olmadığı, işe başlamadan bir maske verildiği, 8 saat o maskeyle
çalıştıklarını, sıcak, toz, elyaf, ter nedeniyle maskenin hiçbir özelliği
kalmadığını söylenmektedir. Ayrıca işe gelmeyen işçilerin 25/2 maddesine
dayanarak işten çıkarılacağı işçilere söylenmişti. Yine işçiler Kısa Çalışma
Ödeneği kapsamında çalıştırılırken olması gereken çalışma saatlerinden fazla
sürede çalıştırılarak ilgili yönetmeliğe aykırı davranılmıştır.
SİSTEMA: Covid 19 çıkan bir işçinin 1 aya yakın
karantinada kaldığı ancak diğer işçilere önlem alınmadığı, sigortasız işçi çalıştırıldığı
iletilmiştir.
KARTEKS: Vardiya bir süreliğine kalktı. Haftalık izinlerde kalktı. Üzerine
işçilere birde mesai yaptırıyorlar. 3. ve 4. işletmesinde bir çok işçide korona
çıktığı bilgisi geldi. Sosyal mesafenin olmadığı söyleniyor. Maske sınırlı veriliyor.
Servislerde sosyal mesafe olmadığını, dezenfekten kullanımının yok denilecek
kadar aza indirildiğini, işçilerin zorunlu olarak mesaiye bırakıldığını
söyleyen işçiler yemeklerde çoğu zaman kıl çıktığını söylemektedir. Zorunlu
olarak mesaiye bırakılan işçilere bir süre bu mesai para olarak değil,
karşılığında izin olarak kullandırıldı.
KIVANÇ TEKSTİL: Koronaya yakalanan işçiler olmuştur.
*
AOSB dışındaki fabrikalar
YAKAMOZ TEKSTİL: Yüreğir’de bulunan fabrikada çalışan
işçiler firma sahibinin kendilerine hakaret ve küfür ettiğini, baskı yaptığını
söylemektedir. İşçiler bu sözlü şiddetin ses kaydını hem bize göndermiş
bulunuyorlar, ilettikleri kaydı sosyal medya sayfamızdan
kamuoyu ile paylaştık. Ayrıca işçiler şikayet ettiklerini adli mercilere
ilettiklerini ifade etmektedirler.
NES GİYİM: Firmanın şuan faaliyetlerini iflas masası
denetiminde yürütmekte olmasından ötürü işçiler endişelerini dile
getirmişlerdi.
*
ANTEP
Antep’te Ağustos
ayının ortalarından itibaren korona vakalarıyla ilgili şikâyetler yerini
çalışma yaşamının bilinen sorunlarıyla ilgili şikâyetlere dönmüştür. Bu
koronanın fabrikalarda “yeni normal” ile olağanlaşmasından kaynaklıdır.
Alınmayan önlemler işçiler için yakalandıkları vakaları da sıradanlaştırmıştır.
Şu 300 yeni
fabrika vesilesiyle de hatırlatmak isteriz. Açıldığı söylenen yerlerin büyük
çoğunluğu zaten faaliyette olan fabrikaların ek bölümleridir. İşsizliğe ne
kadar çözüm olacağını sonraki ayların Antep işsiz sayısı da ortaya
çıkaracaktır. Ancak 40 küsur bin işçiye istihdam sağlanacağı iddiasının
karşılığı olarak işçi arayan ilanların çok az olduğu bir başka gerçektir. Diğer
taraftan Antep sanayisi zaten oldukça büyük ve gelişkindir. Patronlar sık sık
kırdıkları kar rekorlarıyla övündükleri açıklamalar yapmaktadırlar. Fakat
bunların işçilerde karşılığı kölece çalışma koşulları, baskı ve düşük
ücretlerdir.
Antep’te 300 yeni
fabrika bir muammadır. Ama 3 tane hak yemeyen fabrikanın olmadığı kesindir.
Sendikamıza sürekli bu hak ihlallerini duyurmaktadır. İşçilere hafta tatili hakkını kullandırmayan,
bir günde yasal olmadığı halde 16 saat çalıştıran ve sağladığı istihdamla
övünen fabrikalar vardır. Yaptıkları usulsüzlüklere karışılmadığı için Kısa
Çalışma Ödeneği kullandırılan işçileri bu dönemlerde çalıştırıp kendilerinden
İŞKUR üzerinden yatan parayı imza karşılığında tahsil etmeye çalışan fabrikalar
olmuştur. Bu imza attırılmak istenen belgeleri de birkaç ay önce duyurmuştuk. Yine
işçilerin yaşadığı bir başka sorunda kıdem tazminatları fazla olan işçilerin işten
kendi istekleriyle çıkmaları için ücretsiz izne gönderildiğidir.
Sendikamıza
yapılan başvurularda şikayetler Eylül ayı itibariyle daha çok çalışma
koşullarına kaymıştır. Korona olağanlaştırılmıştır.
UĞURSER HALI: 2016 yılında “iş kazası” geçirip kolunda
17 parça platinle yaşadığını söyleyen işçi açtığı davada patronunun tuttuğu
yalancı şahidin ifade verdiğini söylemektedir.
EMPERA HALI: Hafta tatili hakkını kullandırmayan bu
firmayla ilgili defalarca şikayette bulunan işçiler artık buna bir son verilsin
diyor. Hafta içi 16 saat çalıştırılan işçiler Pazar günüde zorla mesaiye gitmek
zorunda kalıyorlar. İşçiler 16 saat mesaiye kalmazsanız, pazar günü gelmezseniz
tazminatsız çıkarırız ve ücretsiz izne göndeririz diye tehdit ediyorlar. İşten
çıkacak işçileri borçlu çıkarıp senet imzalatmaya zorluyorlar. İmzalamayana
çıkış vermeyip devamsız gösteriyorlar.
ZEKİ MENSUCAT: Firmanın 4. Organize sanayide bulunan
işletmesinde yemeklerin kötü olması ve ekmek arası peynir domates verilmesi,
ekmeklerin bayat olmasından kaynaklı sendikamıza şikayette bulunan işçiler
“koronaya karşı bağışıklık sistemimizi böyle güçlendiriyoruz" demişti.
Sendikamızın yaptığı uyaranın ardından işçiler “artık yemekler tabldotla
geliyor, normal yemekleri özlemiştik”
dediler.
DOST KARDEŞLER: İplik bölümünde işçilere senelik izinleri
hasta bile olsalar verilmiyor. Bayramda bile zorla çalıştırıyorlar.
KAPLANSER HALI: İşçilerin şikayeti iplik bölümünde
temizlik olmaması, 4-12 gece vardiyasında yemekhanecinin olmaması ve her taraf
pislik içinde olmasıdır. Ağustos ayında bu firmada covidli işçi çıkmıştı.
Tedbir, sosyal mesafe, maske, servislerine temizlik sorunları olduğu
söylenmişti. Bu firma özellikle gece mesailerinde işçi sağlığını
önemsememektedir. hijyen yok. Yemekhane aynı. Ağustos ayının ilk haftasında da
covid çıkan işçinin karantinaya alındığı ama o zamanda hijyen ve denetim
açısından aynı ilgisizlikten şikayet edilmişti.
TORKUT OLUKLU MUKAVVA: 300 işçinin çalıştığı fabrikada aşçının
Covid19'a yakalandığını ve işçilere bu yemeklerin yedirildiğini sosyal medya
hesabından duyuran Mustafa Yılmaz KOD-29 ile tazminat ve ihbar hakkı verilmeden
işten çıkarıldı. İşçilerden biri yediği yemek nedeniyle covid 19'a yakalandı.
KOZA HALI: (2 Eylül) Muhasebeci olarak çalışan Ahmet
Kaya koronavirüsten kaynaklı hayatını
kaybetti.
Ağustos itibariyle
ŞAHAN CARPET: 1 haftada 10 kişi virüse yakalandı.
GÜVEN TEKSTİL: Özel hastanede parmaktan kan alıp ismini
covid 19 testi diye işçilere söylemişler. Testler negatif çıktı demişler.
Ardından devlet hastanesinde test yaptırınca işçinin testi pozitif çıktı.
MERİNOS: Konfeksiyon birinci bölümde çalışan Bektaş Çelik yaşamını yitirdi.
Ailesinden gelen bilgiye göre Covid19'a yakalanıp atlatmış ancak devamında kalp
krizinden yaşamını yitirmiş.
ANATOLİAN HALI: İşçilerin korona virüs nedeniyle öğle çay
molası kaldırıldı. Servisler tam dolu. Yemekhanede demir tabldot kullanılıyor.
Pazar günü çalışma yok ama hafta içi işçiler 12 saat çalışıyor. Mesaiyi kabul
etmeyen işçiler baskı görüyor.
ŞİRECİ TEKSTİL: Erol Erat Covid 19 nedeniyle hayatını
kaybetti.
ANGEL HALI: Maaşların hepsini bankaya yatmıyor, elden
para veriliyor. Fabrikaya girerken işçilerin telefonlarını güvenlik görevlileri
topluyor. 8+8 mesaiye kalanlara saat 17.30 da 2 salatalık, 2 domates, 1 yumurta
veriliyor. Onun dışında yemek yemesi yasak. Telefonda daha önce bir işçi elden
para veriyorlar diye videoya aldığı için yasaklanmış.
AKTİF TEKSTİL: İşçilerin maaşları ödenmedi. Elden para
veriliyor. Az işçiye çok iş yükleniyor. Prim diye maaşın %10’u veriliyor. Maaşı
normalde 2500 olması gereken bir işçiye 2300 maaş 200 prim diye veriliyor. Onu
da yıllık izne çıkınca kesiyorlar. İşçiler ayrıca yemeklerden de, çürük domates
ekşimiş peynir verilmesinden de şikayet ettiler.
HAKPA TEKSTİL: İstifaya zorlanan işçiler işten
çıkarıldıktan sonra işsizlik sigortasından faydalanamadıklarını, bundan dolayı
mağdur olduklarını söylemektedirler.
Yine MELİKE TEKSTİL, ROZA HALI, DOST KARDEŞLER,
SAMET HALI ve REYHAN CARPET’ten
sendikamıza korona virüs şikayetleri ve bldirimleri gelmiştir.
*
İSTANBUL:
Salgının
başlamasıyla birlikte büyük fabrikalarda dezenfektan, maske, ateş ölçümü gibi
önlemler alınmaya başlamıştı. Ancak salgının yayılmasına engel olmayan “geçici
önlemler” halen devam ediyor. Salgın tehdit olmaya devam ederken işçilere
yıllık izin hakları kullandırıldı, olmayanlar ücretsiz izne çıkarıldı. Haziran
ayı itibariyle üretim hızlandı. Kısa çalışma ödeneğine başvuran ya da ücretsiz
izin kullandırılan yerler işbaşı yaptı.
Salgını fırsat
bilen pek çok işletme çay molasında işçilerin çok iç içe olduğunu düşünerek çay
molalarını kaldırdı. Yemeğe ise 3 ya da 4 vardiya şeklinde çıkan işçilerin mola
süresi kısaldı. Yine pek çok fabrika özel sağlık kuruluşları ile anlaşarak
rahatsızlanan işçileri buralara yönlendirdi. Bir çoğunda yapılan testler
e-nabız sistemine düşmüyor. Fabrikalarda vakalar gizleniyor.
Büyük işletmeler
dışında atölyelerde ise durum kontrol edilemez durumda. İşçiler işe başlarken
toplu taşıma araçlarında tıka basa yolculuk yapıyor. Servis imkanı olanlar da
ise kalabalık yer yer ayakta yolculuklar sürüyor. Bu süreçte kapanan işletme
sayısı tam bilinmemekle birlikte buralarda ücretini alamayan işçiler var. Pek
çok tekstil işçisi bu dönemde yevmiye ya da parça başını tercih ediyor.
Kuralsız,
denetimsiz çalışmanın bir diğer örneğini de maske ve tek kullanımlık tulum gibi
sağlık açısından son derece önemli ekipmanların üretimde görüyoruz. Salgının
ilk döneminde maske ve tulum üreten firmalar denetlenirken, şimdi atölyelerde,
sağlıksız koşullarda üretim yapılıyor. Pek çok firma üretimini buna göre dizayn
ediyor.
Bunun dışında
sendikamıza ulaşan yeni bilgileri şu şekilde sıralayabiliriz:
UĞUR KONFEKSİYON:
Son iki ay içerisinde 100 üstü
işçi korona virüse yakalandı. Fabrika yönetimi buna rağmen yeterli önlemler
almayarak üretimin devam ettirdi. Fabrikada vakaların artması ile birlikte
sendika olarak müdahale etmeye çalıştık. Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Çalışma Bakanlığı
Grup Teftiş Başkanlığı’na gerekli dilekçeleri ve bilgileri iletmemize rağmen
hiç bir şey yapılmadı. Sendikamızım başvuruları bu süreçte yanıtsız bırakıldı.
İşçiler fabrikada kendi karderlerine terk edildi.
KT LOGO DERİ: Fabrika yönetimi aldığı önlem
dezenfektan ve maske dağıtımı yapılıyor. Fabrikada 2 işçi korona virüsten kaynaklı hayatını kaybetti.
METPRİNT: Fabrikada son 2 ay içerisinde 25 üzerinde işçi korona virüse
yakalandı. Fabrika patronu vakaların artmasına rağmen sınırlı önlemler almaya
devam ediyor.
AKKO TEKSTİL: İki ay içerisinde 1 işçi korona virüse yakalandı. Fabrika sınırlı işçi ile üretimi
sürdürüyordu. Bir işçide çıkmasıyla
birlikte üretime iki hafta ara verdi. Ve daha sonra fabrikayı tekrar üretime
açtı.
RAŞEN TEKSTİL: Fabrika patronu en ufak önlem dahi almadan
işçileri çalıştırıyor.
FLOMAK TEKSTİL: iki ay içerisinde 2 işçi korona virüse yakalandı. Fabrika yönetimi sınırlı önlemler
almaktadır.
SML TEKSTİL: İki ay içerisinde 6 işçi korona virüse yakalandı. Fabrika yönetimi sınırlı önlemler
ile üretimi sürdürüyor.
KOM: 15 İşçi koronavirüs
tedavisi görüyor. Fabrika patronu sınırlı önlemler almaktadır.
BEYBİ ELDİVEN: Pandemi öncesi kriz bahanesiyle 80 işçiyi
kapının önüne koyan fabrika, pandemi sürecinde vardiyalar halinde ücretsiz izin
uygulamıştı. Mayıs ayından itibaren 100 geçici işçi alarak üretime ara vermeden
devam etti.
ÜNLÜ TEKSTİL: 100’ün
üzerinde işçinin kovid olduğu fabrikada üretim aralıksız sürüyor.
GREİF: İlk günden bu yana 120’nin
üzerinde vakanın çıktığını bildiğimiz fabrika iki vardiya üretime devam ediyor.
Rahatsızlanan işçiler fabrikanın anlaştığı özel bir sağlık kuruluşuna
yönlendiriliyor. Test sonuçları söylenmiyor.
SARP TEKSTİL: Haziran ayında üretime başlayan fabrikada 1 işçide vaka görüldü. Üretim aralıksız
sürdü.
CEYLAN TEKSTİL: 2 işçide virüs görülmesine rağmen üretim
aralıksız sürdü.
TERMO: Herhangi bir rahatsızlık belirtisi gösteren işçiler eve gönderiliyor,
ücretsiz izin ya da yıllık izin kullandırılıyor. İşçilerin testleri gizleniyor.
Fabrikada yemekhane kapatıldı. Çay kazanları kaldırıldı. Yemek için işçilere 10
TL’lik bir ücret ödeniyor. Fabrikadan çıkılması da yasak olduğu için işçiler
evden yemek götürmek zorunda kalıyor. İşçiler duruma tepkili.
SERA TEKSTİL: 10 işçi koronavirüse yakalandı. 27 yaşın
da bir işçinin durumu ağır tedavisi devam ediyor.
*
İZMİR
Salgının başlaması ve kimi fabrikalarda
açığa çıkan virüs vakalarının kamuoyuna yansımasıyla göstermelik de olsa önlemler
alınmaya başlanmıştı. Ancak haziran ayının sonrasında bu önlemler büyük ölçüde
gevşetildi. Entegre ve ihracat yapan fabrikalar dışında kalan daha orta ölçekli
ve küçük fabrikalarda ise durum daha da kötüleşti, çalışma koşulları ise uzun
mesailer, kötü yemekler ve alınmayan önlemlerle daha da ağır bir tabloya
evrildi. İzmir’deki öne çıkan sorunları bölge bölge aktaracağız.
BEGOS
Begos’ta özellikle çoğunlukla küçük
ölçekli ya da merdiven altı atölyelerin olduğu ağırlıklı taşeron firmaların yer
aldığı tekstil sanayii havzası. Pandeminin ilk başından itibaren bu bölgede
neredeyse hiçbir önlem alınmadı. Maske dağıtımı, içeride hijyen koşullarının
sağlanması, servislerin hem temizliği hem de işçilerin fiziksel mesafeye uygun
oturtulması gibi kuralların neredeyse hiç uygulanmadığını işçilerle yaptığımız
görüşmelerle ve yaptığımız bülten dağıtımlarıyla birlikte gözlemledik. Kısa
çalışma ödeneğine başvurulmasına rağmen birçok fabrikada üretime devam edildi
ve işçilere verilen ücretler kısa çalışma ödeneğinin üstü tamamlanarak
verildi. Daha orta ölçekli fabrikalarda
ise küçük fabrikalara nazaran daha fazla önlem alındığı söylenebilir. Bu
önlemler ise düzenli ateş ölçümü ve maske dağıtımıyla sınırlı kaldı.
GAZİEMİR
SERBEST BÖLGE
Daha çok orta ölçekli, entegre tesislerin
olduğu yurtdışı ortaklı firmalardan oluşuyor. Burada pandeminin ilk başından itibaren
kısa çalışma ödeneğine başvuruldu. İşçilere yıllık izinleri
kullandırıldı. Yer yer işçiler gelecek yıllardaki izinlerini de kullanarak
borçlandırıldı. Yarı zamanlı çalışma Digel ve Hugo Boss’ta bir süre uygulandı.
İşçilerin ücretleri yarı yarıya düştü. Bugün ise fabrikalardan Hugo
Boss, Roy Robson, Digel gibi firmalar üretimlere devam ediyor. Ancak
üretimde geçmişe nazaran daha temkinli sipariş alındığı söylenebilir. Sermayedarlar
bu durumdan faydalanarak işçilerin bir kısmını ücretsiz izne çıkardı.
Geçmişteki üretim kapasitesi aynı devam etmesine rağmen daha az işçiyle aynı
üretime devam ediyor. Bu da çalışan işçiler açısından iki kat iş yükü anlamına
geliyor. Bunun doğal sonucu da işçilere mobbing
olarak yansıyor.
Rutin olarak yapılan temizlikler işçilere
pandemi önlemi diye sunuluyor. Servislerde işçiler yoğunluktan kaynaklı yan
yana oturmaya devam ediyor. Üretim biçimi bant usulü olarak devam ediyor, bu da
bulaş riskini arttırıyor. Yemekler pandemi
öncesine göre zaten 3. Sınıf iken şimdi daha da kötüleşmiş durumda. Pandemi
bahanesiyle salataların vb. kaldırılması işçilerin sağlıklı besin almasını
zorlaştırıyor. Ayrıca özellikle Hugo BOSS’ta ve Ray Robson’da ikramiyeler ve
işçilere yaptıkları iş oranında verilen bonuslar kaldırıldı. Bu işletmelerde
salgın vakaları çıkmasına rağmen patronlar,
duyulmasının önüne geçmek için vakaların kaynağını işçilerin aileleri
olarak gösteriyor. Ancak işçiler vakalardan şeffaf bir biçimde haberdar
olmadığı için temaslıların belirlenmesinin ve ona göre önlem alınmasının önüne
geçiliyor.
SARNIÇ
OSB
Orta ölçeklerin yanı sıra küçük ölçekli
taşeron firmalarda bulunuyor. Orta ölçekli firmalardan KOSTÜM GİYİM, AYDIN GİYİM’de
işçilerin bir kısmı kısa çalışma ödeneğinden faydalandı bir kısmı maske
üretimine devam edildi. Maske üretimi için çalışan işçiler ustabaşıyla ve
patronla diyaloğunun iyi olmasına göre seçilerek ayrıldı. Bunlar dışında da
küçük ölçekli işletmelerde de kısa çalışma ödeneğinden faydalanan işyerleri
oldu. Hiçbir fabrikada maske ve ateş ölçümü dışında önlem alınmadı.
TORBALI
Burada pandeminin başında iplik üretimi
yapan entegre fabrikalar kısa çalışma ödeneğinden faydalandı.
Şimdi üretim normal biçimiyle devam ediyor. Ateş ölçümü ve maske dağıtımı gibi
kısmi önlemler alındı. Buradaki fabrikaların çoğunluğu vardiyalı. Vardiyalı
çalışma işçilerin bağışıklık sistemini düşürüyor. Yemeklerin besin değeri düşük
çoğu zaman kahvaltı ile geçiştiriliyor
ve hijyen kurallarına uyulmuyor.
ÇİĞLİ
AOSB
İşçilerden aldığımız bilgiler dahilinde
koronavirüs ilk görülmeye başladığı ve kamuoyunda tartışılmaya başladığında
hijyen koşullarına, maske, ateş ölçme, dezenfekte vb. uygulamalarla iş yerleri
daha dikkatli iken Haziran’dan sonra göstermelik önlemler dışında neredeyse
hiçbir önlem alınmıyor. İşçilere günde 1
adet maske veriliyor ve birkaç yere dezenfektan koyuluyor. Ateş ölçümü yapılmıyor, fiziki
mesafe yok, yemekler sağlıklı değil, servisler kalabalık ve düzensiz.
Bize gelen bilgilere göre ise fazla
mesaiye kalan fabrikalar oldukça fazla. Bunlardan bazıları ise şöyle; İRF Tekstil, Çağan İlik düğme tekstil, Hori Tekstil, Tercan
Tekstil, Masek Spot, Potkova Tekstil,
Ata Saniye bulunan Uçarlar Tekstil ve birçok
fason üretim yapan yerlerde ise koşullar daha da kötüleşiyor. Mesai
saatleri çok uzun, bağışıklık sistemini güçlendirecek besin değerleri yüksek
yemekler verilmiyor. Düzenli ateş ölçümü yapılmazken yemekhaneler kalabalık,
servisler kalabalık ve bu şartlarda fiziksel mesafeyi koruyup bulaş riskini
azaltmak mümkün değil.
*
TRAKYA
Trakya bölgesinde
tekstil fabrikaları “normalleşme” ile birlikte tam kapasite çalışmaya
başladı. Çoğu fabrika hala kısa çalışma ödeneğinden
yararlandığı görülürken, işçiler de kısa çalışma ücretinden kaynaklı tam ücret
alamamaktan şikâyetçi. Nisan – Mayıs ayında pandemiden kaynaklı üretime ara
veren fabrikalara bakıldığında artan salgına rağmen yoğun çalışma temposu
içinde oldukları görünmektedir. Bu süreçte birçok fabrikada telafi
çalışması uygulandı, yılık izinler gasp edildi. Bu süreçte fabrikaların
bazıları medikal giysi ve maske üretimine de başladı.
Dünya ekonomisini
sarsacak şekilde pandeminin önü tekrar alınamaz düşüncesiyle tekstil
kapitalistleri, fazla ürün çıkartarak bir yandan da stok yapmaktadır. Olası
bir durumda pazar ihtiyacı ortaya çıkacak yerlerde ihtiyaca yanıt vermek gibi
geniş yelpazede durumu ele almaktadırlar. Ücretsiz izin uygulamasını patronlar
elinde sopaya dönüştürmüştür.
BEKS Çorap’ta yaşananlar bu duruma iyi bir örnektir.
Çalışma koşullarından rahatsız olan ve mücadele arayışına giren 3 işçi ücretsiz
izine çıkarıldı. Ayrıca şu anda vakalar fabrikada çoğaldı ve buna karşı hiçbir
önlem alınmadan üretim devam ediyor.
Ayrıca çoğu
tekstil fabrikalarında vakanın çıktığı bölümde temas halinde olan işçiler dahil
karantinaya alınıyor. İşçiler bu süreçte rapor alarak ücretleri devlet
tarafından ödeniyor.
Fabrikalarda
genel olarak alınan önlemler;
·
Fabrikanın
girişinde ateş ölçme cihazıyla ateş ölçümü yapılıyor.
·
Üretim
esnasında sosyal mesafeye dikkat edilmezken yemek molasında işçiler ayrı
oturuyor.
·
Belirli
yerlere dezenfektan takılarak hijyen kurallarına uyulduğu görüntüsü veriliyor.
·
Belli
fabrikalarda işçiler servislere tek tek oturuyor.
·
Fabrikalarda
vakalar çıkmasına rağmen patronun bu durumu saklama yoluna gittiği için işçiler
gerçek vaka sayılarına ulaşmakta zorluk çekiyor. Ancak kendisi veya temas
ettiği kişide hastalık çıkınca bu durumu öğrenebiliyor.
·
Bu
süreçte işçiler tedirgin bir şekilde çalışmaya devam etmesine rağmen,
fabrikasında çıkan vakaları kanıksamış durumda. En çok rahatsız oldukları durum
ise pandemiyle birlikte çalışma koşullarının daha da ağırlaşmasıdır. Kısa
çalışma ödeneği, ücretsiz izin gibi uygulamalarla ücretlerinin düşürülmesi veya
belirsizliğin sürmesi bunların başında gelmektedir. Telafi çalışmasına zorlanan
işçiler pazar günleri dahil, fazla mesaileri gasp edilerek bedava
çalıştırılmaktadır.
DEVRİMCİ TEKSTİL İŞÇİLERİ
SENDİKASI

Yorumlar
Yorum Gönder